Yolculuğa başlamadan önce Kabak'ta bir hafta kalmayı düşünüyordum.. 5 sene önce gittiğimde sadece bir gece kalabilmiştim.. Bu sefer Kabak'ı yaşamak istiyordum.. Sekiz gece kaldım ve Kabak'ın farkını biraz da olsa anlayabildim..
Kabak'ta beş sene önce 5-6 camping varken bu sayı şimdilerde 15-16.. Kalacağım campingi eski ev arkadaşımın tavsiyesiyle önceden belirlemiştim varmadan önce.. Varmak derken bahsetmeden geçmeyeyim.. Kabak Köyü'nden koya iniş normal arabalarla yapılamıyor.. Arabayı köyde bırakıp kamyondan bozma jiplerle aşağı indiriliyorsunuz.. Bir hafta boyunca bisikletimi gözümün önünden ayıramayacağımdan kum, toprak ve kayalardan müteşekkil yolu inmeye çalıştım fakat ne mümkün.. Ancak yarısını bisikletin üzerinde inebildim.. Benden iki gün sonra gelen dağ bisikletli arkadaş için yüksüz iniş çok keyifliymiş fakat benim için yıpratıcı oldu..
Gemile Camping.. Koyun en büyük alana sahip campingi.. Çeşit çeşit, boy boy bungalowlar.. Çadır 50, kendi çadırın 45.. İşletmeci Selçuk ve Meral süpersonik insanlar.. Meral en son 'Kendi hesabını kendin çıkar.' dedi.. Osman abinin yemekleri yemeniz lazım.. 'Güzel'i, 'harika'yı kelime olarak kabul etmiyorum..
Yine aynı arkadaşımın anılarından ve Facebook fotoğraflarından Mustafa'yı biliyordum.. Mustafa tek başına dağlarda yaşayabilen, doğayla bütünleşmiş bir adam.. Ben onun Gemile'de çalıştığını sanıyordum fakat o da bir müşteriymiş ve tesadüfe bakın ki benden bir kaç saat önce varmış Gemile'ye 10 günlük tatilini yapmak üzere.. Tesadüfe inanıyorum..
Mustafa, insanları organize ederek karşılık beklemeksizin Kabak Koyu'nda görülecek yerlere götürüyor.. İkinci gün hemen şelaleye çıktık, daha sonra Cennet Koyu ve mağara yürüyüşleri yapıldı.. Mustafa'nın doğayı algılayışı ve yaşayışı her soruya verdiği cevapta kendini gösteriyor.. Cümleleri geçiştirmiyor, derinine inerek hakkını veriyor..
Kabak'ta sosyalleşememek imkansız gibi.. Campinglerde kahvaltı ve akşam yemekleri birlikte yendiğinden mutlaka insanlarla tanışıyorsunuz.. Zamanınızı birlikte geçirip geçirmemek size kalmış tabii.. Birçok güzel insanla tanışıp çok keyifli günler geçirdim..
Kabak'ta kimse birbirine karışmıyor dersem yalan olmaz.. Olumsuz ruh halinde olup başkalarına müdahale edenler kendiliklerinden topluluk dışına çekilmek durumunda kalıyorlar.. Kısaca şöyle söyleyeyim, herkesin kafası güzel.. Sabahtan akşama kadar, huzur arayan, aşırı eğlence ve ilişki peşinde koşmayan, doğayla beraber mutlu olan, izmaritlerini pet şişelere toplayan insanlarla birlikte vakit geçirmek..
Gevende, yeni açılan, köye yakın Nena'da iki gece üst üste konser verdi.. Sahnesi ay ve mehtaptı.. İsmini çok duyup dinlemediğim bu grup beni çok şaşırttı.. Dikkat ve takip edelim.. Bir sonraki gece de Gemile'de çaldılar.. Yine sonradan öğrendiğim kadarıyla ünlü ve yetenekli bir müzisyen olan, bizimle şelaleye gelip takılan, Gemile'de her gece çalan Bilal Karaman'ın ricasını kırmamışlar..
Kabak şimdilik kurtarılmış bir bölge.. Daha ne kadar böyle gidecek bilemiyoruz.. Şimdiden çok kalabalıklaşmaya başladı.. Fırsatımız varken yaşamamız ve daha fazla yaşayabilmek için onu elimizden gelen her şekilde korumamız gerekiyor.. Sevdiğin ve yaşamaya doyamadığın güzellikler için korkmadan savaşmayı öğreniyorum bu yolda, en çok da kadınlardan..
Mustafa, Schopenhauer okuduğu ve anladığı için muhabbete hak kazanan Zeynep, hızlı Johnny Depp Fatih, tek tabanca kemanist Nazlı, müzik sistemiyle gün ve gecelerimizi şenlendiren Jason Statham Sefer, 'Birinci emir Facebook şifreni kız arkadaşına kaptırmayacaksın.' diye kaya üzerinden halka seslenen Üzeyir, kopuz üstadı Kazım Abi, Avusturyalı Onur, 23 yaşında gözüken ama benden büyük olan Mustafa'nın kardeşi Sinem, şelaleye tırmanırken ayakkabısının tekini geride bırakan Sindirella Çağla, onu kıskanıp 'Bana da Pamuk Prenses derler.' diyen, elma yiyip bayılan Nergis, Dublin'den kopup gelen Özlem, fotoğraf makinesi boynundan düşmeyen Zeynep, dudağında çıkan uçuğu kendine dert edinen, kafası her daim güzel, tatlı deli Vedide, Kadıköy'ün eski metalcilerinden kızıl Murat, batının en hızlı ve sert sallayan ve gömen kadını Janja..
Kabak biraz askerlik gibi.. Devre arkadaşların var.. Onlar gidince Kabak da bitiyor.. Senin de gitme zamanın geliyor.. Yoksa kendini tekrar etmeye başlıyorsun.. Zaten yol da çağırıyor..
Kabak biraz askerlik gibi.. Devre arkadaşların var.. Onlar gidince Kabak da bitiyor.. Senin de gitme zamanın geliyor.. Yoksa kendini tekrar etmeye başlıyorsun.. Zaten yol da çağırıyor..
15 yorum:
Herşey ve herkesin güzel olduğu bir yerdi :))
Din,dil.irk.mezhep,sınır,ego,kariyer vb. gibi İnsanları kategorize eden olguların olmadığı ne güzel bir yersin sen kabak,senin gibi kocaman bir dünya hayal ediyor ve imagine diyorum.
Rotan neta,pedalın sıkı vardıgın her yer bir süre içten gülen gözlerle dolu olsun...
Ve deee… bugune kadar cikamayanin olmadigi magaraya cikamayacigina inanip yari yolda vazgecen beni hic usenmeyip o sicakta sahile geri birakma inceligini gosteren, arkadasimi gorup gormedigini sordugumda “az once bir hanimefendiyle geciyordu” diye cevap veren bir beyefendi, bir bisikletci gecti Kabak'tan.. Ne guzel ki biz de oradaydik :)
Dublin'den kopup gelen Ozlem'den, Dublin'den sevgiler.
Süper...Bisikletle gitmiş olman.Kabağa her sene Nisan başlarında gidiyorum ve eskiye nazaran bozulma olsada hala güzel. Az kaldı Nisan a...
Teşekkürler..
Nisan'da ikinci Likya yürüyüşüme başlıyorum, bu sefer Fethiye tarafından.. Kabak'ta mutlaka birkaç gün kalırım yine..
Ne güzel...Bahar ayları süper olur oralar; çiçekler açmış olur ve kimsecikler olmaz:)
Dereler, nehirler gürül gürül akar.. geçen sonbaharda Antalya-Gelidonya Feneri arasını yürürken çektiğim su sıkıntısını çekmem.. tabii çiçekler candır :))
:)...Olimpos Adrasan arası likya yolu beni kastırmıştı çok:) çünkü deniz görmek mümkün olmamıştı. Giderken ara ara verdiğim 5 dk molalar sonrası akşam vardığım Adrasan koyu...ve dönüş yarım sanat :) komedi gibiydi:)
Hatırlıyorum, zordu.. ama Adrasan'ı ayaklarının altına aldığın, o çoban kulübesinin olduğu tepedeki mola güzeldir.. o efsanevi yarımadaya son kez yukarıdan bakıp, sonra nar bahçelerinin arasından geçerek sahile inip yayılmak.. durup dururken gaza getirdin bak beni.. :)) planları biraz öne mi çeksem acaba!! :))
evet o tepe süperdi...benimde aklim oralarda ama nisandan daha erken tatilim yok ne yazık ki :p fırsat yaratıp daimi oralarda olmak istiyorum, az kaldı.
güzel bir yaşam şekli...
http://www.youtube.com/watch?v=l4cvhOWUJsA
üç kere izledim.. hala 'başım sıkıştıkça' açar izlerim..
bi James Franco değilim ama yaşamı kovalıyorum işte..
bir de 'into the wild' vardır bu sularda.. gezgin muhabbetlerinde 'bir film vardı ya adı neydi?' diye hatırlamaya çalıştığımız film odur işte.. :))
http://www.imdb.com/title/tt0758758/
Biliyorum bilmez miyim o filmi :) müzikleride süperdir ;)
'Bu yolculuğun şarkıları..' postumda da yeri vardır zaten.. :))
:)fark ettim;)
Yorum Gönder