10 Ağu 2012

Bodrum - Palamutbükü.. ve Knidos..


 Bodrum - Palamutbükü (Feribot), 28 km


 Bir önceki hareketli geceden sonra tabii ki sabah feribotunu kaçırdım ve öğlen birdeki feribota bindim.. 1:30 saatte Datça'nın kuzeyindeki Karaköy'ün iskelesine yanaştık..

Los lunes al sol..

 Yolun yarısına kadar olan kısmı ya çok zordu ya da ben önceki gece doğru düzgün dinlenmediğim için pedallara asılamadım.. Datça yarımadasının ortasındaki tepelere tırmanmak gerçekten kolay değil.. Kendinizi ayarlayın bu yola çıkmadan önce.. Ama radar denen tepeye çıktıktan sonrası kolay.. Kolay derken aslında çok uzun süre iniş yapıyorsunuz ve bu da insanın kollarını çok yorabiliyor.. 

 Palamutbükü yine sakin.. Deniz yine çok güzel.. Saklıbahçe isimli bir camping buldum, sahil yolundan 30 metre içeride.. Mustafa abinin yeri.. Çok güzel mercimek çorbası var.. 

 Ben çadırı kurduktan kısa bir süre sonra 3 kişi geldi.. Otostopla yolculuk ediyorlarmış.. Fiyat sordular ve gelmekten vazgeçtiler.. Daha güzel bir fikirleri olduğunu akşam yemeğinden sonra dışarı çıkıp gezinirken onlarla karşılaşınca öğrendim.. Koydan biraz içeride çamlık denilen ormanlık arazide kurmaya karar vermişler çadırlarını.. İstanbul'dan yola çıkmışlar, Ankara, Gürcistan, Dersim, Diyarbakır ve şimdi Datça.. 

 Onlardan ayrılıp sahilde bir bira içmeye karar verdim ve sahilde uyuyakaldım.. Campingin yolunu zor buldum..

 Ertesi sabah erkenden kalkıp hazırlandım ve yanıma yolluk alıp Knidos yoluna çıktım..

 Palamutbükü - Knidos - Palamutbükü, 30 km..


 Eşyalarımın çoğunu çadırda bıraktığım için çok daha kolay bir yolculuk oldu.. İki köyden geçtikten sonra Knidos'a indim.. İniş manzarası görülmeli.. Bunların fotoğraflarını çekmiyorum.. Gidip göreceksiniz.. Antik kente giriş 8 TL.. Ama benim müze kartım var.. :))

 Sahilde bir tek restorant var ve tahmin edebileceğiniz gibi kazık.. Arkeologların kazı evi koyun hemen kenarında.. Aksaray'da arkeologluk yapanlardan biraz daha şanslılar.. Koyda deniz çok berrak değil.. O yüzden antik şehrin denizle birleştiği kayalıklardan yaklaşık 200 metre ilerleyip kendimi kayalıklardan denize attım.. Ben hayatımda bu kadar güzel bir deniz görmedim.. Şnorkel ve gözlük şart.. Denizin dibinde başka bir hayat var.. 

 Koydaki banklarda oturup kitap okurken Ömer abi ve kankası ile (60-65 yaşlarındalar) prostat ve kadınlar üzerine konuştuk.. Sonra bembeyaz saçları ve sakallarıyla Metin abi geldi.. Onunla da bisiklet, motorsiklet, Knidos ve kazı tarihi, akşamları içip içip evin yolunu bulamayıp teknesinde yatması hakkında konuştuk.. Kazı yerinin bekçisi, küçük kızı ve köpeğiyle de vakit geçirdim.. 

 Dönüş yolu nedense daha kolay geldi.. Belen köyünde Belen Kahvesi'nde çayımı içtim.. Cumalı köyünden Palamutbükü'ne kadar pedala basmadan gittim.. 

 Sahilde otostopçu grubuyla karşılaştım tekrar.. Gökova yoluna çıkmaya hazırlanıyorlardı.. Onlara eşlik eden Sezgin'le tanışmama vesile oldular.. Sezgin 35 yaşında.. İnşaat mühendisliği okumuş ve Rusya'da kazandığı paraları yolculuk fikrine adamış.. Motorsiklet, bisiklet ve yürüyerek yaptığı yolculuklardan sonra iki yıl önce Palamutbükü'ne yerleşmiş.. Arsasını almış, kendi evini yapıyor.. Aydınlık ve net bir kafa.. Buraya geldiğinizde bulun, tanışın.. Ya da neyse, o sizi bulur.. 

 Palamutbükü güzel, sakin.. Denizin güzelliğine hayran kalırsınız.. Biraz pahalı ama ucuza yemek yemenin ve kalmanın yolları var.. Bungalowlar ya da çadır her zaman mümkün.. Yarın Datça yolları.. Zor olacak ama sonunda Can Baba'ya saygılarımı sunacağım.. 


1 yorum:

Unknown dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.