7 Ağu 2012

9. Gün Didim - Bodrum


 Didim - Bodrum (Feribot), 68 km..


 Didim'deki ikinci günümün neredeyse tamamı lastik tamiriyle geçti.. Yapıldı sandım ama denize girmek üzere yola çıktığımda tekrar patladı.. Muzaffer ve Erdal Usta uzun süre uğraştılar ve bisikletim tekrar kullanılır hale geldi.. 

 Tesadüf eseri Didim'den Bodrum yarımadasına feribot olduğunu öğrendim.. Salı ve Cuma günleri gidiş dönüş tur yapıyorlarmış.. Şansıma ertesi gün salıydı ve biletimi aldım.. 

Didim'deki otelim..
 Sabah 09:30 gibi kalkan feribot Göltürkbükü'ne ulaştığında saat 11:30'u geçiyordu.. Arzum tüm yarımadayı turlamak olduğu için öğlen sıcağını serinde geçirmek bugün için geçerli olamadı.. Kahvehanede bir bardak çay içtikten sonra hemen yola çıktım.. Yol sorduğum taksicilerin acıyan bakışlarıyla yola koyuldum.. 

 Bodrum yarımadası şimdiye kadar gördüğüm en güzel merkezlere sahip.. Özellikle Gündoğan ve Yalıkavak'ı çok beğendim.. Her birinde denize girmek istediğim sayısız koyu var.. Bu koylarda çok fazla sayıda site ve ev var ama mimarileri o kadar güzel ayarlanmış ki.. Yamaçlarda sıra sıra dizilmiş bembeyaz evler.. Bu kendine özgülüğü şimdiye kadar geçtiğim yerler arasında Bodrum beldelerini en beğendiğim yerler yaptı.. Yalıkavak'ta ağaçlar altındaki serin gölgeliklerdeki cafelerden birinde etli yaprak sarma yedim.. Nasıl bir lezzettir.. Belki de sadece yolda olduğumdandır.. 


 Resimdeki garson (ismini sormadım, çok atarlıydı) muhabbetten sonra ben tam giderken arkamdan  'Fethiye'de Kabak Koyu'na uğra mutlaka.' dedi.. 'En az bir hafta orada olacağım zaten, karşılaşırız bir gün belki' dedim..

 Turgutreis sahilde verdiğim mola sırasında ise Şükrü yanıma geldi.. Sahildeki işletmelerden birinde çalışıyordu ve sezon sonu bisiklet turu yapmak istediğini söyledi.. Uzun uzun bu işin ayrıntılarını konuştuk.. Bildiğim kadarıyla kendisine yardımcı olmaya çalıştım.. O da yola yalnız çıkmak isteyenlerden.. 

 Gümüşlük ve Turgutreis arası düzlük hariç yolun neredeyse tamamı sert iniş çıkışlı rampalardan oluşuyor.. Özellikle günün sonuna denk gelen Akyarlar - Bağla bölümü bayıltıcı.. Deniz seviyesinden başlayan, yer yer %10 eğimli olan bu rampayı tek pedalda çıktım, ancak çığlıklarla bitirebildim.. 


 Bağla'dan sonra Turgutreis - Bodrum ana yoluna bağlanıyorsunuz.. 15 km'lik bu yolun sadece 2 km kadarı rampa.. Geri kalanı çok kaliteli asfalt yolda keyifli bir inişten ibaret.. 

 Bu yoldan inişimi yaparken yol kenarına çekmiş kırmızı bir Twingo'nun sürücü penceresinden aniden biri bana el etti.. Biraz ileride durup ne olduğunu anlamaya çalıştım.. Twingo bana yaklaştı, arabadan bir kadın indi.. Ben yaşlarda, Evrim.. Bisiklete meraklıymış ve o da tur yapmak istiyormuş.. Bir süre yol kenarında onunla da sohbet ettik.. Bodrum'da kalacak yer bulamazsam kendisiyle iletişime geçebileceğimi söyledi kibarca.. Gezgin kafaların içlerinden gelen bu yardımcı olma hislerine saygı duymamak elde değil.. 

 Yolu bitirdim ve karanlıkta Bodrum'a girdim.. Bu gece Bodrum'daki tek hostel olan Backpackers'ta kalacağım.. 3 Hollanda'lı, 2 Alman, bir Arjantinli ve bir Brezilyalı kız ile bir Koreli ve bir İspanyol adamla şimdiden bol bol sohbet ettik.. Haritalar üzerinden birbirimize tavsiyelerde bulunduk.. Hostel güzel şey.. Yarın çamaşır günü.. Üstüme giyecek kokusuz birşey kalmadı.. Buradan Datça'ya da feribotla geçeceğim.. 

 Sadece böyle yolu yazmak sıkıcı oluyor aslında biliyorum.. Arada biraz da işin felsefesine gireceğim.. 


Hiç yorum yok: