Finike - Gelidonya Feneri, 36 km.
Finike'den çıkışım yine geç oldu.. Kahvaltı ettiğim pastanede internet varmış, ben de önceki postları yazmak için uzunca bir süre uğraştım.. Bugünkü yolum fazla uzun ve yorucu olmadığından oyalandım diyebilirim..
Haritada da gördüğünüz gibi Mavikent'i geçene kadar dümdüz bir yolda sürdüm bisikletimi.. Mavikent büyük bir belediye olmasına rağmen yolu yok.. Gördüğüm en ıssız köyün bile yolları daha iyiydi..
Gelidonya'ya giden yol Karaöz'de bitiyor.. Haritada yukarıdaki mavi işaret Karaöz'deki son marketi gösteriyor.. Buradan sonra yol yine toprak ve taşa dönüşüyor.. Gelidonya Feneri'ne 8 km daha var.. Bu yolun 6 km'si bisiklet sürülebilen toprak yol.. Aslında ince tekerlekli tur bisikletiyle girmemek gerekir ama ben ne yaptım, tabii ki girdim.. Son 2 km ise Likya Yolu.. Yani patika.. Bisikleti bu yolun başında bırakmaya hazırlanırken yukarıdan scooter'ı ile inen bir çift gördüm.. Kendileriyle biraz konuşunca bisikleti fenere kadar çıkarabileceğime ikna oldum.. Yaptım, evet, bu bisiklet Gelidonya Feneri'ni gördü.. Doğru mu? Hayır.. Havalı mı? Hayır.. Ama gözümün önünden ayırmak istemiyorum onu..
Çıralı'dan scooter kiralayarak gelen bu çiftin haricinde tek başına yürüyen yaşlı bir İngiliz teyzeyle karşılaştım.. Nereli olduğunu sorduğumda cevap vermek için biraz düşünmesi gerekti.. Sabah 5'ten beri yürüyormuş ve kafa gitmiş.. Fenere varmadan 500 metre önce ise 3 adamla karşılaştım.. Biri İngiliz'e, biri Rus'a diğeri de İtalyan'a benziyordu.. Fıkra gibi geziyorlardı..
Ve Gelidonya Feneri.. Ömrümün bir gecesini orada, fenerin hemen yanı başında geçirdiğim için.. Bulamıyorum.. O kelimeler bende yok..
Buradan bakınca baştan birinci ve ikinci binaların arasında su deposu var.. En sağdaki adanın hizasındaki ağacın altında da bir çardak yapılmış.. Gece 11'e kadar o çardakta uyukladım.. Yemeğimi yedim, sigaramı içtim.. Kızıl ay solumdan doğdu.. Ayın aydınlığında fener daha bir haşmetliydi.. Nedense orada kendimi birçok yerde olduğumdan daha güvende hissettim..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder