Foça'daki dinlenme günümde Yenifoça yolu üzerindeki Mersinaki koylarını keşfe çıktım.. İngiliz Burnu ve ardından gelen koyların hemen hepsinde campingler var fakat bunlar bildiğimiz campinglerden çok yerel halkın yazı geçirmek için kurduğu çadır kentlere benziyor.. Şimdiye kadar gördüğüm tüm Ege'de bu tip manzaralara rastlamak mümkün.. Yani gidip aralarına çadır kurduğunuzda garip bir durum ortaya çıkıyor çünkü tam bir aile ortamı hakim.. Ama deniz ve güneş keyfini engelleyecek hiç birşey yok..
Bir ara Foça'dan İzmir yarımadasının ucundaki Karaburun'a kalkan gemileri kullanmayı düşündüm ama Salı gününe kadar beklemem gerekiyormuş.. Ayrıca Karaburun'dan İzmir-Çeşme yoluna giden yolun aşırı iniş çıkışlı ve keskin virajlı olduğunu birçok farklı kişiden duydum.. İzmir'liler o yolda araba kullanmaktansa Foça'ya gelip buradan gemiyle geçiyorlarmış karşıya.. O yüzden yolculuğuma Karşıyaka üzerinden İzmir'e girerek devam etmeye karar verdim..
Pansiyonda yemek yedikten sonra çarşıya inmek üzere dışarı çıktığımda Yalçın abi bir anda odasından çıktı ve 'Fotoğraf makinen var mı?' diye sordu.. 'Var, odada..' dedim.. 'Hemen al gel.' dedi.. Alıp geldiğimde arabasının içinden bana korna çalıyordu.. Atladım ve Foça'ya yukarıdan bakan bir noktaya gittik.. Hem gün batımını izledim hem de Foça'yı bir de tepeden sevdim.. Yalçın abi eskiden Foça'nın imar işlerinde söz sahibi bir konumdaymış.. Foça sanki kendi çocuğuymuş gibi onunla övünüyordu.. Onun yanında başka bir kasaba ya da beldenin ismini anmak gerçekten tehlikeli.. Çok yükseliyor bir anda.. :))
Yalçın abinin yanı sıra zamanımın bir kısmını geçirdiğim Ehlikeyf cafenin işletmecisi, Jason Statham'ın ikizi arkadaşla da güzel muhabbettimiz oldu.. Bisikletimi kendi elleriyle uygun bir yere park etti ve yollar konusunda faydalı bilgiler verdi.. Muhabbet güzel ama fiyatlar biraz tuzlu.. Tam gezi yazarı oldum.. :))
Tourist Information'da çalışan Deniz ve köpeği Bruno'yu da atlamayayım.. Karaburun gemilerini sormak için girdiğim kulübeden de eğlenceli bir muhabbet çıktı.. Sanırım iletişim becerilerim gelişiyor.. :))
İngiliz bisikletçi bir çiftle karşılaştım ama konuşamadık bir türlü.. Ya İngilizce bilmiyorlar ya da gördüğüm en soğuk insanlardı..
Sabah 06:00'da kalkacağım için geceyi fazla uzatmadım.. Önünden her geçişimde en az 30 kişilik sıralara şahit olduğum dondurmacıda bir dondurma yiyip gizemini çözmeye çalıştım ama pek de bir muhteşemlik sezemedim.. Foça'nın taş evleriyle geceyi sonlandırdım..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder