İnternetteki işleri kolayca halletme ve konfor arzusuyla bir otele yerleştim İzmir'de.. İnternet bağlantısındaki sıkıntılardan dolayı çok zaman kaybettim ve pişman oldum o kadar para verdiğime ama bu gecikme güzel bir tanışma ve tatsız bir olayın yaşanmasına vesile oldu anlatmadan duramam..
İzmir'deki en favori restoranıma gittim ve daha oturmadan yemeklerini bitirmiş olan iki yabancıyı fark ettim.. Hemen masalarının yanında da hem önce hem de arkada heybeleri olan bir bisiklet.. Hemen yanaştım tabii tanışmak üzere.. Eskiden olsa yarım saat düşünürdüm masalarına gitmek için ve o sırada onlar kalkar giderdi.. Neyse, Almanlarmış ve çok güzel İngilizce konuşuyorlardı.. Özellikle bisikletçi olan Florian.. Florian Almanya'dan İstanbul'a 4000 km. bisikletle gelmiş.. Arkadaşı uçakla İstanbul'a gelip ona katılmış ve otobüsle İzmir'e gelmişler.. Birkaç gün Türkiye'de birlikte gezdikten sonra Florian Kapadokya-Trabzon rotasıyla Türkiye'yi geçip ardından İran ve Pakistan'dan geçip Hindistan'a ulaşmayı hedefliyor.. 1-2 günlük turlarla başlamış bisiklete ve bir Fas turu yapmış bundan önce.. 26 yaşındaki Florian şimdi de en uzun yolculuğuna başlamış ve anlatırken gözleri parlıyor.. Kendi internet sitesinden yolculuk videolarını ve hikayelerini takip edebilirsiniz.. http://www.onemanonebikeoneworld.com/
'Peki neden İzmir'e geldiniz?' diye sorduğumda cevapları çok netti : 'İzmir'in kızları güzel diye duyduk..' 'Doğru duymuşsunuz..' dedim.. 'Askerliğimi burada yaptım ve çarşı günlerim hayatımın en zor günleriydi..'
'Nerede kalacaksınız, ayarladınız mı bir yer?' diye sordum.. Florian, Couchsurfing (gezginlerin birbirlerine konaklama, rehberlik gibi yardımlarda bulunduğu gönüllü bir hareket diyeyim kısaca, buradan inceleyiniz http://www.couchsurfing.org ) üyesiymiş ve İzmir'de biriyle buluşacaklarmış, haber bekliyorlardı.. Evinde kalacakları kızı arayıp benden de buluşacakları yer konusunda kızla konuşup yardımcı olmamı istediler.. Kız çok soğuk bir tonda isteksiz konuştu telefonda.. İzmir'lilerin en popüler buluşma noktası olan Alsancak'taki Sevinç Pastanesi'nin önünde buluşmak üzere sözleştik..
Florian ve arkadaşını (adamın ismini sormamışım, bisikleti yok diye dışlamışım resmen, çok ayıp..) kısa bir yürüyüşle buluşma noktasına götürdüm ve beklemeye başladık.. Telefon geldi.. Arayan Deniz'di.. Ev sahibi kız.. Florian telefonu bana uzattı, benimle konuşmak istemiş ama sonra vazgeçti ve bana 'Telefonu tekrar arkadaşa verir misin?' dedi.. Sesinin tonundan ben bazı şeyleri anlayabiliyorum.. Florian ile konuşmaya başladılar.. Florian'ın yüzünde şaşkınlık ifadeleri sıralandı.. Benimle yeni tanıştıklarını ve bisikletçi olduğumu, turda olduğumu anlatıyordu kıza.. Kızın derdini çok net anlamıştım.. Evet anlayışlıyım, hmm hmm çok anlayışlıyım.. Florian telefonu kapattığında hiçbir şey anlamamış bir yüz ifadesi vardı.. 'Seninle burada ayrılmamızı ve Starbucks'a gitmemizi istiyor.' dedi.. 'Telefondaki sesinden bile anlamıştım, tamam.' dedim.. 'Neden ki?' diye sordu Florian.. 'Bilmiyorum.. Anlayamıyorum da.. Yaklaşık 30 yıldır bu kadınların arasındayım ama ben bazı şeyleri hiç anlayamıyorum, o yüzden anlatamam, siz de anlamaya çalışmayın, sadece keyfinize bakın, sana iyi yolculuklar, sana da iyi tatiller, tekrar görüşmek üzere..'
Çok kız tarafından reddedildim.. Bu konuda tecrübeliyimdir ve evet bir çoğu da benim kabahatimdir.. Ama bu sefer kendimi aştım, rekor kırdım diyebilirim.. Yüzünü bile görmediğim bir kadın, kendisine bir şey teklif etmememe rağmen beni reddetti.. Sanırım ben bazen her şeyi anlayamıyorum.. Aklıma Fethiye, Marmaris, Alanya gibi tatil beldelerinde 10 kelime Rusça, Almanca ya da İngilizce ile turist kadınların peşinden koşan ve bu konuda başarıya (!) ulaşan yurdum delikanlıları geldi.. Onlardan biriymişim gibi davranıldı bu gece bana.. Ben bazı şeyleri kafama fazla takıyorum.. Çok üzülüyorum.. 'Ulan sen kaç paralık kızsın, ben sırtında Dostoyevski'yi Nietzsche'yi taşımaktan imtina etmeyen, kendini yollara vurmuş bir gezginim, senin az keyifli sohbetine mi kaldım, sen bu güne kadar ne yaptın da bana 'yapışkan' bir adam muamelesi yapıyorsun yüzüme bile bakma cesareti gösteremeden..' diyemedim ya la..
Yardım etmek güzeldir.. Hem yardım edilen kişinin işi görülür hem de yardım eden kendini daha çok sever, gülerek yürür sokaklarda.. Hele bir de yardım isteyen kişi bir gezginse ben kendimi durdurmam.. İnsanlara 'Merhaba' demek, ismiyle hitap etmek için adını sormak medeniyettendir, insan olduğumuzdandır.. Ama ne zaman nasıl bir insanla karşılaşacağınızı, benim örneğimde yüz yüze bile gelemesek de, bilemiyorsunuz..
Kusura bakmayın.. Bu da böyle bir post olsun.. Yolculuk devam ediyor.. Şu an Urla'dayım.. Harika bir sahil cafesi.. Yan masadaki 40 yaşlarındaki dört Sex and the City kadının muhabbetiyle eğleniyorum.. Bugünün ayrıntıları bir sonraki postta olacak.. Akşama Çeşme..




